İçereği Atla

Küresel RAM Krizi ve Tedarik Zinciri Kırılması: Çip Krizi Nedir?

Devlerin Kapasite Savaşı: Google, Otomotiv Sektörü ve Tüketicinin Çıkmazı
19 Aralık 2025 yazan
Ufuk Arda Şimşek

Son dönemde teknoloji haberlerinde 'RAM Krizi' başlıklarını sıkça görmüş veya yeni bir bilgisayar/sunucu yatırımı yaparken karşılaştığınız uçuk fiyatlar karşısında şaşırmış olabilirsiniz. Çoğu kişi bu durumu 'dolar kuru' veya 'küresel enflasyon' ile açıklayıp geçiyor.

Ancak bir Lojistik Yönetimi öğrencisi olarak verileri incelediğimde, tablonun çok daha karmaşık olduğunu görüyorum. Karşı karşıya olduğumuz şey, basit bir fiyat artışı değil; üretimden dağıtıma kadar uzanan küresel bir Tedarik Zinciri Kırılmasıdır (Supply Chain Disruption).

Bu analizde; sadece fiyat etiketlerine bakmakla yetinmeyecek, Google'ın talep şokundan Hollandalı dev üretici ASML'nin üretim kısıtlarına kadar krizin lojistik kök nedenlerini masaya yatıracağız.

Krizin Çıkış Noktası


Son dönemde yapay zeka (AI), günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, arka planda görülmemiş bir donanım maliyetini de beraberinde getirdi. Bugün yaşadığımız RAM krizinin temelinde, işte bu 'Hesaplama Gücü Enflasyonu' yatıyor.

Bu ilişkiyi somutlaştırmak için, şu an bilgisayarda lokal olarak çalıştırılabilen en popüler açık kaynaklı modellerden biri olan Llama 3.3 (70B) modelini inceleyelim. Bu modeli indirip endüstriyel standartlarda (FP16) yani tam performansla çalıştırmak için tam 144.71 GB VRAM'e ihtiyacınız var. Bu rakam, son kullanıcı olarak satın alabileceğiniz en güçlü ekran kartı olan Nvidia RTX 4090'dan tam 7 adet kullanmanız gerektiği anlamına geliyor.

Meta AI RAM Kullanım Grafiği

Tek bir model için gereken bu devasa kaynağı, milyarlarca kullanıcıyla çarptığınızda krizin boyutu ortaya çıkıyor. Nitekim Google'ın geçtiğimiz günlerde çalışanlarına yaptığı "Mevcut talebe yetişmek için kapasitemizi her 6 ayda bir ikiye katlamalıyız" uyarısı da bunu doğruluyor. Kısacası krizin temel sebebi; Microsoft ve Google gibi devlerin, bu devasa modelleri çalıştırmak için piyasadaki tüm bellek stoklarını vakumlaması ve kapasiteyi son kullanıcıya bırakmamasıdır.

Krizin Geldiği Son Nokta


Krizin vahametini anlamak için teorik hesaplamaları bir kenara bırakıp, sahadaki son gelişmelere bakmak yeterli. Sektörden gelen haberler, tedarik zincirindeki kırılmanın 'Dikey Entegrasyon' (kendi malını kendi üreten) devlerini bile vurduğunu gösteriyor.

Samsung'un İç Tedarik Krizi

Örneğin, dünyanın en büyük teknoloji üreticilerinden Samsung'un mobil departmanının, artan maliyetler ve arz kısıtları nedeniyle kendi grup şirketi olan Samsung Memory'den RAM tedarik etmekte zorlandığı raporlandı. Bir şirketin kendi fabrikasından mal alamadığı bu senaryo, lojistik süreçlerinin tıkandığının en net kanıtıdır.

Buradaki temel sebep ise tamamen finansal stratejiye dayanıyor: Samsung Memory, elindeki kısıtlı çip stokunu 'kardeş indirimiyle' kendi mobil departmanına vermek yerine; piyasada çok daha yüksek kâr marjıyla büyük dış müşterilere satmayı tercih ediyor.

Tüketiciye Veda, Yapay Zekaya Merhaba: Micron'un Radikal Kararı

Ancak son kullanıcı için şok eden haber, bellek devi Micron'dan geldi. Şirket, yapay zeka sunucularından gelen (B2B) talebe yetişebilmek için fabrika kapasitesini tamamen bu alana kaydırma kararı aldı. Bu stratejinin bir sonucu olarak, yıllardır bilgisayarlarımızda kullandığımız Crucial markasının son kullanıcı operasyonlarını sonlandıracağını duyurdu.

Bu iki olay şu gerçeği haykırıyor: Üreticiler artık sınırlı kapasitelerini bizler (son kullanıcılar) için değil, Google ve Meta gibi dev müşteriler için kullanmayı tercih ediyor. Tüketici elektroniği pazarı, tedarik zincirinin öncelik listesinden çıkarılmış durumda.

Neden Üretim Arttırılmıyor?


Belki daha önce en büyük RAM üreticilerinin Samsung veya SK Hynix gibi devler olduğunu duymuş olabilirsiniz. Fakat işi tedarik zinciri bakımından incelediğimiz zaman, bu devlerin RAM ve işlemci üretmek için kullandıkları çok teknolojik ve maliyetli makineleri Hollandalı tekel ASML'den tedarik ettiklerini görüyoruz.

Teknoloji Devlerinin Mahkum Olduğu Darboğaz: ASML

Bu durum, RAM üretim kapasitesini arttırmak isteyen firmaların öncelikle ASML'nin kapısını çalması gerektiği anlamına geliyor. Fakat Hollandalı dev, yayınladığı 2025 raporunda; 2025 yılı için üretim kapasitelerini arttırmayacağını ve 2024 yılında kaç makine ürettiyse 2025 yılında da aynı sayıda makine üreteceğini açıkladı. Makine sayısını arttırmak yerine makine hızlarını arttırmayı tercih ettiler.

ASML Makineleri

Bunun nedenlerinden biri de ASML'nin de makine üretirken kullandığı kritik parçaları tek bir tedarikçiden temin ediyor olması. Aynı zamanda, bahsi geçen raporda belirttikleri üzere, 2026 yılı için "geleceği kestiremiyoruz" ifadesini kullanmışlar. Bu ifadenin sebepleri; ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları ve Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi.

Kritik Hammadde Darboğazı: Neon ve Paladyum

Rusya-Ukrayna savaşı aynı zamanda RAM ve çip üretimi için kritik olan Neon gazının da tedarik zincirini bozmakta. Neon gazını saflaştıran en büyük 2 firma Ukrayna'da bulunmakta ve mevcut savaş üretimi etkilemekte. Ayrıca, yine çip üretiminde çok kullanılan Paladyumun ve C4F6 gazını üretmek için kullanılan Nikel'in çok büyük bir bölümünü de Rusya kontrol etmekte. Tüm bunların üzerine, çip üretiminde çok kullanılan bir soygaz olan Helyum da küresel olarak kıt durumda.

Görünmeyen Engel: Mühendis Açığı ve İnşaat Süreleri

Tüm bu yukarıda saydığımız engelleri aşsanız bile, sizi yeni bir sorun bekliyor: nitelikli iş gücü eksikliği. McKinsey & Company'nin yayınladığı rapora göre, kurulan tesisleri çalıştıracak nitelikli süreç mühendisleri (Process Engineers) yetişmiyor. ABD ve Avrupa'da 100.000'den fazla, Asya-Pasifik'te ise 200.000'den fazla mühendis açığı olacağı öngörülüyor.

Aynı zamanda, mühendis bulsanız bile bu sefer de fabrika inşaatında çalışabilecek nitelikli iş gücü bulmakta sorun yaşayacaksınız. Çünkü bu fabrikalar standart bir bina değil; 'Cleanroom' (Tozsuz Oda) standartlarında, nanometrik hassasiyetle inşa edilmek zorunda.

Tek sorun nitelikli işçi bulmak da değil; inşaat süreleri de eskiye kıyasla ikiye katlanmış durumda. Eskiden bir fabrikanın temelden üretime geçmesi 2 yıl sürerken; şimdi artan teknolojik karmaşıklık (EUV makineleri vs.) ve malzeme tedarik sorunları yüzünden bu süreler 3-4 yıla uzuyor.

Sektöre Giriş Engelleri


Yazının buraya kadarki kısmında, sıfırdan bir fabrika kurmanın neden imkansıza yakın olduğunu ve maliyetlerin büyüklüğünü detaylandırdık. Ancak aklınıza şu soru gelmiş olabilir: 'Peki ya mağazalarda gördüğümüz Asus, Corsair veya Kingston gibi dev markalar? Onlar RAM üretmiyor mu?'

Lojistikçi gözüyle cevap verelim: Teknik olarak hayır, üretmiyorlar.

Bu firmalar birer 'Çip Üreticisi' değil, 'Modül Montajcısıdır' (Module Assembler). Yani RAM'in beyni olan silikon çipleri Samsung, SK Hynix veya Micron'dan satın alır; bunları yeşil devre kartlarının (PCB) üzerine dizer, kendi soğutucularını takar ve markalarını basıp satarlar.

'O zaman ben de çip satın alıp kendi markamı kurayım' diyebilirsiniz. İşte burada 'Tedarikçi İlişkileri Yönetimi' (SRM) engeline takılırsınız. Kriz dönemlerinde Samsung gibi ana üreticiler, 'tahsisat' (allocation) yaparken önceliği her zaman yıllardır iş birliği yaptığı Asus veya MSI gibi stratejik partnerlerine verir. Kapıyı yeni çalan bir oyuncunun, parası olsa bile bu devlerin tedarik zincirinden pay alması imkansızdır.

Kapasite Savaşında İkinci Cephe: Otomotiv Sektörü


Şu ana kadar hep yapay zeka ve tedarik zinciri krizinden bahsettik. Fakat TrendForce'un yayınladığı 2025 raporuna göre, kriz daha da derinleşecek. Bunun temel sebebi ise; arabalar. Rapor, otomotiv yarı iletken pazarının 2029'da 100 milyar dolara yaklaşacağını ve yıllık %7.4 büyüme (CAGR) göstereceğini belirtiyor.

Krizin içinde arabaları duyunca şaşırmış olabilirsiniz. Ancak ülkemizde de bir hayli popüler olan Tesla örneğini düşünün; markanın en büyük pazarlama noktalarından biri otonom sürüş özellikleri. Arabaların artık basit '4 tekerlekli ulaşım aracı' olmaktan çıkıp, '4 tekerlekli bilgisayar ve veri işleme merkezi' haline geleceği bir geleceğe hızla yaklaşıyoruz.

Tesla Otonom Sürüş

Araçların otonom sürüş yapabilmeleri için, kameralardan ve Lidar sensörlerinden gelen verileri anlık olarak analiz etmeleri gerekli. Bu süreç çok yüksek işlem gücü gerektiriyor; bu da doğal olarak otomobil sektörünün RAM ihtiyacını arttırıyor.

Aynı zamanda lojistikteki bir diğer kritik değişim de; otomobil üreticilerinin artık Bosch gibi 'Tier 1' tedarikçiler yerine doğrudan dökümhanelerle (Foundry) pazarlık yapması. Yani bu; Ford gibi araç üreticilerinin, kapasite için Google gibi teknoloji devlerinin yanında, aynı RAM stokları için pazarlık sırasına girmesi demek.

Gelecek Projeksiyonu


Gelecek projeksiyonunu daha da karanlıklaştıran bir diğer gelişme ise donanım devi Nvidia cephesinden geldi. PCGamer'da yer alan sızıntılara göre; Nvidia, yeni nesil laptop GPU'larını (özellikle RTX 50 serisi) artık VRAM ile birlikte paketleyip satmayı bırakmayı planlıyor.

Lojistik terminolojisinde buna 'Risk Transferi' diyoruz. Eskiden Nvidia, devasa satın alma gücünü kullanarak bellek üreticilerinden (Samsung, Micron) VRAM'i ucuza kapatır, GPU ile birleştirip laptop üreticilerine (Asus, MSI, Dell) hazır paket olarak satardı. Ancak şimdi Nvidia, VRAM tedarik riskini ve maliyetini sırtından atıp, bu yükü laptop üreticilerine yıkmaya hazırlanıyor.

Tüm bu verileri birleştirdiğimizde, 2026 ve sonrası için karşımıza çıkan tablo maalesef son kullanıcı için pek iç açıcı değil. Yazıyı hazırladığım sırada yayınlanan TrendForce'un 18 Aralık 2025 tarihli raporu, bu durumu net bir veriyle doğruluyor.

Rapora göre; geçmişte yapay zeka bellekleri (HBM) ile standart RAM'ler (DDR5) arasında 4-5 katlık bir fiyat farkı vardı. Ancak 2026 sonunda bu farkın 1-2 kata kadar düşmesi bekleniyor. Bu, HBM ucuzladığı için değil; fabrikaların kapasiteyi HBM'e kaydırması sonucu standart RAM'lerin (DDR5) aşırı pahalanmasından kaynaklanacak.

Micron'un tüketici pazarından çıkması (Crucial), Samsung'un kendi içine mal verememesi ve ASML'nin üretim kısıtları birleştiğinde; önümüzdeki dönemde 'Parasıyla bile ürün bulamama' dönemi başlayabilir.

Sonuç olarak; Yapay zeka ve otonom araçlar hayatımızı kolaylaştıracak olsa da, bu teknolojileri çalıştıran donanımlara ulaşmak artık eskisi kadar ucuz ve kolay olmayacak. Tedarik zincirindeki bu 'Kapasite Savaşı'nda, maalesef ki en zayıf halka biz tüketicileriz.

Kaynakça ve İleri Okuma


Gümrük Limiti Kaldırıldı: Üreticiyi Koruma mı, Engelleme mi?
Bir Lojistik Öğrencisinin Gözünden Yeni Gümrük Yasası, Ar-Ge Engelleri ve Dünyadaki Üretim Ekosistemleri